Miras Kalan Taşınmazdaki ipotek Borcunu Ödeyen Mirasçının, Diğer Mirasçılara Rücu Ederken Uygulanması Gereken Zamanaşımı Süresi Hakkında
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/696 K. 2023/457 T. 17.5.2023 tarihli kararına konu olayda,
Davacı, ortak murisin vefatından sonra murise ait taşınmazın ipotek borcunu 25.10.2010 tarihinde kapatarak miras payı oranında davalıya rücu etmiş; borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine 26.09.2018 tarihinde başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine 26.12.2019 tarihinde eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi TBK'nın 73. maddesinin birinci fıkrası gereğince iki yıl olan rücu zamanaşımının geçmesinden sonra icra takibi başlatıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermiş ise de Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeyi değiştirmek suretiyle olaya BK'nın sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği değerlendirmesinde bulunmuş ve bundan dolayı davacının ödeme yaptığı tarih ile icra takibi arasında bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Kararın temyizi üzerine Özel Dairece olaya vekâletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması gerektiği, genel zamanaşımı olan on yılın gözetilmesi neticesinde zamanaşımının dolmadığı, davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Uyuşmazlık; ortak murise ait taşınmazın ipotek borcunun murisin ölümünden sonra davacı tarafından kapatılmasıyla miras payı oranında davalıdan rücuen talep edildiği somut olayda, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin mi yoksa vekâletsiz iş görme hükümlerinin mi uygulanması gerektiği, buradan varılacak sonuca göre iki yıllık sebepsiz zenginleşme zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
HGK kararında özetle
✅ Somut olayda, davacının davalı bankaya ödediği borç tereke borcudur. TMK'nın641. maddesindeki “Mirasbırakanın birden fazla mirasçısı olması hâlinde mirasçılar, terekenin borçlarından müteselsilen sorumlu olurlar” hükmüne göre taraflar tereke borcundan müteselsilen sorumludurlar.
✅ BK'nın 147. maddesinin birinci fıkrası uyarınca “Rücu hakkından istifade eden müteselsil borçlulardan her biri, tediye ettiği miktar nispetinde alacaklının haklarına halef olur”. Müteselsil borçlulukta halefiyet, alacaklıya ait hakların onu tatmin eden bir müteselsil borçluya sahip olduğu rücu hakkı oranında geçmesi demektir. Alacaklıya ait haklar rücu hakkı oranında borçluya intikal eder. Rücu hakkına sahip bulunan borçlu halefiyet sayesinde alacalının hakkına ve özellikle bu hakkı temin etmek üzere tesis edilmiş olan rehin ve kefalet gibi feri haklara da sahip olacaktır ( Akıntürk, s. 222-223 )
✅ Tereke borcunu ödeyen mirasçı rücu hakkını öncelikle paylaşma sözleşmesiyle borcu üstlenen mirasçıya karşı kullanır ( TMK m. 682/II ). Tereke borcunu ifa eden mirasçı, borcu üstlenen mirasçıdan alacağını elde edememesi hâlinde diğer mirasçılara başvurabilecektir. Tereke borçlarının paylaşılmasına ilişkin bir sözleşmenin bulunmaması hâlinde tereke borcunu ifa eden mirasçı, diğerlerine miras payı oranında rücu edebilir.
✅ TMK'nın 682/III. maddesi uyarınca mirasçılardan her biri tereke borcundan miras payı oranında sorumludur. Rücu, borcu ifa eden mirasçının payını aşan kısım için söz konusudur.
✅ Borcu ifa eden mirasçı alacaklıya halef olacağından rücu hakkının, alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olduğu kabul edilmelidir ( Gamze T. Başara, Mirasçıların Tereke Borçlarından Sorumluluğu Bağlamında Mirasbırakanın Kefalet Borcundan Sınırlı Sorumluluk, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 71, Y. 2022, 3. sayı, s. 1104 ).
✅ Rücuya konu talebin bağlı olduğu zamanaşımı süresi, müteselsil borçlular arasında bir sözleşme ilişkisi varsa, bu sözleşme hükümlerine göre belirlenen zamanaşımı süresine bağlıdır. Müteselsil borçlular arasında bir sözleşme ilişkisi yoksa, bu kez de rücu alacağının hukuki dayanağına göre zamanaşımı süresi belirlenir.
✅ Rücu alacağının hukuki dayanağının asıl alacaktaki hukuki ilişki ile aynı olduğunun ve uygulanması gereken zamanaşımı süresinin de asıl alacaktaki zamanaşımı süresi olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda eldeki davada rücu alacağının dayanağı olan alacak ipotek olduğundan ve ipotek alacağına hukukumuzda uygulanan zamanaşımı bulunmadığından davanın süresinde açıldığı sonucuna varılmıştır.
Kararın tamamına linkten ulaşabilirsiniz.
2024-07-02 16:01:31
Davacı, ortak murisin vefatından sonra murise ait taşınmazın ipotek borcunu 25.10.2010 tarihinde kapatarak miras payı oranında davalıya rücu etmiş; borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine 26.09.2018 tarihinde başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine 26.12.2019 tarihinde eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi TBK'nın 73. maddesinin birinci fıkrası gereğince iki yıl olan rücu zamanaşımının geçmesinden sonra icra takibi başlatıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermiş ise de Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeyi değiştirmek suretiyle olaya BK'nın sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği değerlendirmesinde bulunmuş ve bundan dolayı davacının ödeme yaptığı tarih ile icra takibi arasında bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Kararın temyizi üzerine Özel Dairece olaya vekâletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması gerektiği, genel zamanaşımı olan on yılın gözetilmesi neticesinde zamanaşımının dolmadığı, davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Uyuşmazlık; ortak murise ait taşınmazın ipotek borcunun murisin ölümünden sonra davacı tarafından kapatılmasıyla miras payı oranında davalıdan rücuen talep edildiği somut olayda, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin mi yoksa vekâletsiz iş görme hükümlerinin mi uygulanması gerektiği, buradan varılacak sonuca göre iki yıllık sebepsiz zenginleşme zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
HGK kararında özetle
✅ Somut olayda, davacının davalı bankaya ödediği borç tereke borcudur. TMK'nın641. maddesindeki “Mirasbırakanın birden fazla mirasçısı olması hâlinde mirasçılar, terekenin borçlarından müteselsilen sorumlu olurlar” hükmüne göre taraflar tereke borcundan müteselsilen sorumludurlar.
✅ BK'nın 147. maddesinin birinci fıkrası uyarınca “Rücu hakkından istifade eden müteselsil borçlulardan her biri, tediye ettiği miktar nispetinde alacaklının haklarına halef olur”. Müteselsil borçlulukta halefiyet, alacaklıya ait hakların onu tatmin eden bir müteselsil borçluya sahip olduğu rücu hakkı oranında geçmesi demektir. Alacaklıya ait haklar rücu hakkı oranında borçluya intikal eder. Rücu hakkına sahip bulunan borçlu halefiyet sayesinde alacalının hakkına ve özellikle bu hakkı temin etmek üzere tesis edilmiş olan rehin ve kefalet gibi feri haklara da sahip olacaktır ( Akıntürk, s. 222-223 )
✅ Tereke borcunu ödeyen mirasçı rücu hakkını öncelikle paylaşma sözleşmesiyle borcu üstlenen mirasçıya karşı kullanır ( TMK m. 682/II ). Tereke borcunu ifa eden mirasçı, borcu üstlenen mirasçıdan alacağını elde edememesi hâlinde diğer mirasçılara başvurabilecektir. Tereke borçlarının paylaşılmasına ilişkin bir sözleşmenin bulunmaması hâlinde tereke borcunu ifa eden mirasçı, diğerlerine miras payı oranında rücu edebilir.
✅ TMK'nın 682/III. maddesi uyarınca mirasçılardan her biri tereke borcundan miras payı oranında sorumludur. Rücu, borcu ifa eden mirasçının payını aşan kısım için söz konusudur.
✅ Borcu ifa eden mirasçı alacaklıya halef olacağından rücu hakkının, alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olduğu kabul edilmelidir ( Gamze T. Başara, Mirasçıların Tereke Borçlarından Sorumluluğu Bağlamında Mirasbırakanın Kefalet Borcundan Sınırlı Sorumluluk, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 71, Y. 2022, 3. sayı, s. 1104 ).
✅ Rücuya konu talebin bağlı olduğu zamanaşımı süresi, müteselsil borçlular arasında bir sözleşme ilişkisi varsa, bu sözleşme hükümlerine göre belirlenen zamanaşımı süresine bağlıdır. Müteselsil borçlular arasında bir sözleşme ilişkisi yoksa, bu kez de rücu alacağının hukuki dayanağına göre zamanaşımı süresi belirlenir.
✅ Rücu alacağının hukuki dayanağının asıl alacaktaki hukuki ilişki ile aynı olduğunun ve uygulanması gereken zamanaşımı süresinin de asıl alacaktaki zamanaşımı süresi olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda eldeki davada rücu alacağının dayanağı olan alacak ipotek olduğundan ve ipotek alacağına hukukumuzda uygulanan zamanaşımı bulunmadığından davanın süresinde açıldığı sonucuna varılmıştır.
Kararın tamamına linkten ulaşabilirsiniz.